Your browser (Internet Explorer 7 or lower) is out of date. It has known security flaws and may not display all features of this and other websites. Learn how to update your browser.
Dünya Sağlık Örgütü tarafından Pandemik olarak tasvir edilebileceği belirtilen COVİD-19 karşısında hem kamuda hem de özel sektörde hastalığın yayılmasını engellemek adına birtakım tedbirler alınmaktadır. Herkesi ilgilendiren bu güncel konu, makalemizde iş akdinin askıya alınması yönüyle ele alınacaktır.
Yeni yılın ilk sayısındaki bu yazıma, aslında içinde geleceğe dair iyi işaretler de barındıran ancak yüzeysel bakıldığında kötü görünen tespitlerle başlayacağım. Teşbihte hata olmaz yaklaşımıyla hemen bir örnek vereyim: Futbolda penaltı vuruşunu yapacak sporcu, önce toptan ve rakip kaleden uzaklaşır yani geriye çekilir sonra hızla topa koşar ve yüksek ivme kazandıracak şekilde topa vurur. Yaşamında ilk defa futbol müsabakası izleyen bir kişi için, bu penaltı vuruşundaki hareketin başlangıcı ilk bakışta geri çekilme olarak algılanabilir. Oysa süreç, sonrasında farklı şekilde işler. Bu yüzden futbol oyununu bilenler, penaltı vuruşu kazanan takım için avantaja döndürülebilecek fırsatın farkındadırlar. Yazımın başlangıcında benim niyetim de –sektör aktörleri olarak zaten sahip olduğumuz– bu farkındalığı beslemek.
Önümüzdeki dönemde dünyayı ve Türkiye’yi neler bekliyor? Bu konudaki öngörüleriniz nelerdir?
Dünya ekonomisi 2019 yılında yaşanan ticaret savaşlarının etkisiyle küçülen ticaret hacminin telafisini 2020 yılında yapacak gibi görünüyor. Olumlu yönde ilerleyen görüşmelerin aynı şekilde sona ermesiyle dünya ekonomisinin resesyon tehdidinden kurtularak yeniden büyüme rakamlarını görebileceğini düşünüyorum. Ancak siyasetin, özellikle de jeopolitik gelişmelerin yine belirsizliği ve volatiliteyi artırıcı etki yapacağını söylemek mümkün.
Önümüzdeki dönemde dünyayı ve Türkiye’yi neler bekliyor? Bu konudaki öngörüleriniz nelerdir?
Dünyada korumacı politikaları öne çıkaran liderlerin gücünü artırdığını ve ülkelerin kendi gündemlerinin peşinde olduğu bir dönemdeyiz. Dünya ticaret hacminden ziyade ülkesindeki büyümeyi ve istihdamı önceliklendiren Trump, AB’den çıkma aşamasındaki İngiltere’de güçlenen Johnson bunun örnekleri. Çin ile ticaret savaşı, Brexit, yakın coğrafyamızdaki politik gelişmeler finansal piyasalarda belirsizliği artırıyor. Öte yandan büyüme endişeleri genişlemeci para politikalarının devam etmesini sağlayarak gelişmekte olan ekonomiler için yine olumlu bir ortam yaratıyor. Türkiye de diğer gelişmekte olan ekonomilerle birlikte kaynakları kendi ülkesine çekmeye çalışacak ve ekonomik güven ortamını sağlamak için adımlar atacaktır. Bu yılın son çeyreği fonlama açısından daha rahat bir dönem oldu, faizler yarı yarıya indi ve aslında kredi kullanımı için cazip bir döneme girmiş olduk. Gelecek yıl bu olumlu havanın devam ederek yatırımları ve iş ortamını hareketlendirmesini umuyoruz. Bu olursa otomotiv sektörüne de olumlu yansıyacaktır.
Önümüzdeki dönemde dünyayı ve Türkiye’yi neler bekliyor? Bu konudaki öngörüleriniz nelerdir?
Gelişmiş ülkeler de dahil olmak üzere tüm dünyada ekonomik sıkıntı yaşanıyor. Elbette Türkiye de bundan nasibini alıyor. Ne var ki biz ülkemizi bu süreçte şanslı görüyoruz. Türkiye’nin genç nüfusu, üretim yapacak insan sayısının fazla olması ve her şeyden önemlisi inancı bizi diğer ülkelerden ayrıştırıyor. Biz nice sıkıntılar yaşadık, nice problemler gördük. Hepsinin üstesinden gelebildik. Bugün Türkiye’nin yaşadığı sıkıntıları başka bir ülke yaşasaydı iflas etmişti. Bunca şeye rağmen ekonomide yapay arızi sorunları geride bırakıp yeniden dengelemeyi sağladık.
Bir önceki yazımızda operasyonel kiralama faaliyeti açısından önemli sayılacak yeni düzenlemeler içeren 7194 Sayılı Kanun yayımlanmadan evvel TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’na sunulan ve Meclis Genel Kurulunda getirilen yenilikler üzerine bilgilendirme yapmıştık. Bu yazımızda ise binek otomobillere ilişkin yeni belirlenen limit ve hadler ile ilgili vergisel değerlendirmelerde bulunmak istiyoruz.
Son dönemde Rekabet Kurulu, Rekabet Kanunu’nu uygulama yolunda önüne çıkan engelleri bertaraf ettiği üç ayrı karara imza atmıştır. Bu kapsamda, yerinde incelemeyi engelleyen Unilever’e, talep edilen belgeleri süresi içinde sağlamayan TEB’e ve geçmiş tarihli bir kararında ihlal olduğu tespit edilen uygulamalara son verip gerekli uyumu sağlamayan Google’a idari para cezaları verilmiştir. Gelin Rekabet Kurulu’nun aldığı bu üç önemli kararı birlikte inceleyelim.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda (“TTK”) tüzel kişilere yönetim kurulu üyesi olma imkânı tanınmıştır. TTK madde 359 uyarınca tüzel kişilerin yönetim kurulu üyesi olmaları mümkündür. TTK tarafından sunulan bu imkân haricinde söz konusu tüzel kişi, bir şirkette sahip olduğu haklara dayanarak kendisi haricinde başka gerçek ve/veya tüzel kişilerin yönetim kuruluna seçilmesini sağlayabilir.
2020 yılında elde edilecek konut kira gelirlerinin 6.600 lirası gelir vergisinden müstesna. 2019 yılı gelirleri için bu tutar 5.400 lira idi.
İstisnadan yararlanabilenler için bu tutarı geçmeyen konut kira gelirlerinin beyan edilmesi gerekmiyor. Kira gelirinin bu tutarı geçmesi halinde ise bu kısım gelir vergisinden istisna. İstisna tutarının üzerinde gelir elde edilmesine rağmen beyan edilmemesi veya eksik beyan edilmesi durumunda, istisnadan yararlanma hakkı ortadan kalkıyor.
Sürücüsü tespit edilemeyen araçların tescil plakalarına göre trafik cezası düzenlenmesinden dolayı belki de en büyük mağduriyeti araç kiralama şirketleri yaşamaktadır. Trafik kuralları kiralayan/kullanıcı tarafından ihlal edildiğinde aracın tescil plakasına göre trafik cezası düzenlenmekte, aracın maliki tarafından bu cezanın kaldırılması için dava açılmakta ve cezanın kendi ihlalinden kaynaklanmadığı ispat edilmek zorunda kalınmaktadır.