Your browser (Internet Explorer 7 or lower) is out of date. It has known security flaws and may not display all features of this and other websites. Learn how to update your browser.

X

Sektörümüz Erişilebilirlik, Şeffaflık ve Sürdürülebilirlik Odaklı Bir Deneyim Sunuyor – Özarslan A. TANGÜN

Günümüzde dijital uygulamalar bireylerin hayatının neredeyse vazgeçilmez bir parçası haline gelmiş durumda. Özellikle pandemi döneminde artan temassız alışveriş ihtiyacı dijitalleşme sürecinin hızlanmasında önemli rol oynadı. Geleneksel alışveriş alışkanlıkları hızla dijital platformlara taşınırken, yeni müşteri kazanımında dijital kanalların ve sosyal medyanın etkisi belirgin biçimde arttı.

Araç kiralama sektörü de bu dönüşümden güçlü biçimde etkilendi. Uzun süredir teknoloji kullanan bir sektör olan araç kiralama, dijitalleşmenin hız kazanmasıyla birlikte müşteri deneyimini merkeze alan daha kapsamlı bir dönüşüm sürecine girdi. Bugün küresel ölçekte araç kiralama rezervasyonlarının yaklaşık yüzde 65–70’i çevrim içi kanallar üzerinden gerçekleştiriliyor. Mobil uygulamalar üzerinden yapılan rezervasyonların payı ise yüzde 35–40 seviyelerine ulaşmış durumda. Bu tablo, müşterilerin araç kiralama süreçlerinde hız, erişilebilirlik ve kullanım kolaylığı beklentilerinin giderek arttığını açıkça ortaya koyuyor.

Sektörümüzde benzersiz bir müşteri deneyimi sunabilmek için süreçler giderek daha fazla dijitalleşiyor. Veriye dayalı analitik uygulamalar sayesinde müşterilere daha kişiselleştirilmiş hizmetler sunulabiliyor. Online rezervasyon sistemlerinden yapay zekâ destekli analizlere, temassız teslim uygulamalarından elektrikli araç entegrasyonuna kadar birçok alanda yaşanan gelişmeler sektörümüzü daha esnek, hızlı ve verimli bir yapıya dönüştürüyor.

Araştırmalar, müşterilerin yüzde 60’tan fazlasının araç kiralama ve mobilite hizmetlerinde temassız teslim ve self-service süreçlerini tercih ettiğini gösteriyor. Bu tür uygulamaların müşteri memnuniyetini önemli ölçüde artırdığı da açıkça görülüyor.

Müşteri beklenti ve ihtiyaçlarını doğru analiz ederek daha hızlı, daha konforlu ve kesintisiz bir kiralama deneyimi sunmak sektörümüzün en önemli önceliklerinden biri haline gelmiş durumda.

Araç kiralama uygulamalarının yaygınlaşması, çevrim içi rezervasyon imkânı ve dijital platformların sunduğu kolaylıklar müşterilere önemli bir konfor alanı sağlıyor. Araç paylaşımı modellerinde ise kiralama sürecinin neredeyse tamamı çevrim içi olarak tamamlanabiliyor. Araç kiralama ve araç paylaşımı hizmetlerinde satışların büyük bölümü artık dijital kanallardan geliyor. Önümüzdeki 3 ila 5 yıl içinde bu satışların büyük kısmının dijital platformlar üzerinden gerçekleşmesi bekleniyor.

Uzun dönem kiralamada çevrim içi olarak araç seçme ve değiştirme imkânı yaygınlaşırken, kısa dönem kiralamada da çevrim içi rezervasyon ve ödeme süreçleri standart hale geliyor. Ofislerde kullanılan dijital imza uygulamaları ise bekleme sürelerini önemli ölçüde azaltarak müşteri deneyimini daha da iyileştiriyor.

Türkiye’de mobilite talebinin de hızla arttığını görüyoruz. 2025 yılında otomobil ve hafif ticari araç satışlarının 1,37 milyon adede ulaşarak rekor seviyeye çıkması ve elektrikli araç satışlarının bir yılda yüzde 90 artması, mobilite ekosistemindeki dönüşümün hızlandığını gösteriyor. Bu büyüme potansiyeliyle paralel olarak sektörümüzün dijitalleşmeye yönelik yatırımlarının da artarak devam edeceğini öngörüyoruz.

Önümüzdeki dönemde otonom araçlar, blockchain tabanlı sözleşmeler ve gelişmiş veri analitiği çözümleriyle dijitalleşmenin daha da derinleşmesi bekleniyor. Bu dönüşüme uyum sağlayan şirketler rekabette öne çıkarken, dijital yatırımları ihmal eden işletmelerin pazarda geride kalma riski artıyor. Bu nedenle dijitalleşme artık bir tercih değil, araç kiralama sektöründe sürdürülebilir başarının temel şartı haline gelmiş durumda.

Tüketici davranışlarındaki değişim de bu dönüşümün önemli bir parçası. Özellikle Z kuşağı, mobilite anlayışını yeniden şekillendiren en önemli tüketici gruplarından biri olarak öne çıkıyor. Dijital dünyada büyüyen bu nesil; hız, erişilebilirlik, şeffaflık ve sürdürülebilirlik odaklı bir deneyim talep ediyor. Araştırmalar, Z kuşağının yüzde 50’den fazlasının araç sahibi olmayı zorunlu görmediğini, büyük şehirlerde yaşayan gençlerin ise yaklaşık yüzde 40’ının ihtiyaç halinde araç kiralama veya paylaşım çözümlerini tercih ettiğini ortaya koyuyor.

Şehir nüfuslarının artması ve trafik yoğunluğunun yükselmesi de mobilite çözümlerinin çeşitlenmesini zorunlu kılıyor. Araç kiralama sektörü artık yalnızca araç sağlayan bir hizmet alanı olmaktan çıkarak, müşterilerine farklı mobilite çözümlerini bir arada sunan bir ekosisteme dönüşüyor.

Yeni nesil kullanıcılar için araç sahibi olmak eskisi kadar önemli değil. Onlar için önemli olan ihtiyaç duydukları anda araca erişebilmek. Bu nedenle araç paylaşım ve kısa dönem kiralama modellerine olan ilgi giderek artıyor. Enerji verimliliği ve sürdürülebilirlik de mobilite sektörünün geleceğinde belirleyici olacak. Elektrikli araçların yaygınlaşması ve otonom sürüş teknolojilerinin gelişmesiyle birlikte mobilite dünyasında çok daha farklı bir döneme girdiğimizi söyleyebiliriz.

Operasyonel araç kiralama sektörü ise hem işletmelere hem de bireylere önemli avantajlar sunmaya devam ediyor. Araçların daha uygun maliyetlerle temin edilmesi, bakım ve hasar yönetimi gibi operasyonel süreçlerin profesyonel şekilde yönetilmesi şirketler için önemli bir verimlilik sağlıyor. Bu nedenle detaylı maliyet analizi yapan pek çok işletmenin araç satın almak yerine kiralama modelini tercih ettiğini görüyoruz.

Mobilite dünyasının hızla değiştiği bu dönemde, dijitalleşmeyi doğru okuyabilen ve müşteri deneyimini merkeze alan şirketlerin geleceğin mobilite ekosisteminde çok daha güçlü bir konum elde edeceğine inanıyorum.

Her yıl Mart ayında kutladığımız “Dünya Emekçi Kadınlar Günü” vesilesi ile kadınlarda iş gücüne katılım oranının, ülkemizde çok daha üst seviyelere taşınmasının gerekliliğine, iş yaşamında kadın iş gücüne yoğun ihtiyaç olduğuna inanıyor, bu duygu ve düşüncelerle tüm kadınların 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nü kutluyorum.

Bu vesile ile yılmadan özveri ile çalışan fedakâr sağlık çalışanlarımızın 14 Mart Tıp Bayramı’nı, Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK ve arkadaşlarının 1920’de ulusal egemenliğimizi ilan ettiği ve geleceğin nesli olan çocuklara armağan ettiği “23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı”mızı da en içten dileklerimle kutluyorum.

Son olarak herkese sağlıklı, mutlu, huzurlu bir Ramazan Bayramı diliyorum.

Sevgi ve saygılarımla,