Your browser (Internet Explorer 7 or lower) is out of date. It has known security flaws and may not display all features of this and other websites. Learn how to update your browser.

X

Avrupa Birliğinde Sürdürülebilirlik Alanında Yasal Düzenlemeler Ve Türk Şirketlere Etkisi – Av. Can YILDIZ

Günümüz dünyasında yatırımcılar artık yalnızca karlılığa değil aynı zamanda sürdürülebilir olan projelere yatırım yapmayı tercih etmeye başladılar. Yatırımcıların bu projelere öncelik vermesindeki başlıca nedenlerden biri çeşitli ülke ve uluslararası fonların oluşturdukları “Yeşil Fonlar” ve yeni finansman kaynaklarının oluşturulması ile bu alanlardaki fonlama imkanlarının artmış olmasıdır. Oluşturulan fonlar sayesinde Paris Anlaşması, Avrupa Yeşil Mutabakatı gibi birtakım uluslararası anlaşmalar ve inisiyatifler ile ülkelerin hem karbon emisyonlarının düşürülmesi noktasında belirlenen seviyelere çekilmesi konusunda hem de Sosyal, Çevresel ve Yönetişim (“ÇYS”) (Envirionmental, Social, Governance(ESG)) standartlarının her alanda uygulamaya geçirilmeye çalışılmaktadır.

Tahmin edilebileceği üzere şirketler karlılıklarını önemli ölçüde azaltabilecek değişimler yapılması konusunda çekimser davranabileceklerinden bunun önüne geçilebilmesi adına birçok uluslararası fon oluşturulmuş ve önemli miktarda sermaye bu tarz projelerin finanse edilebilmesi için ayrılmıştır. Avrupa Birliği bünyesindeki Avrupa Birliği Yatırım Bankası (EIB), Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD) ile Türkiye’de yatırımlarını arttırmaya ve “0 atık politikası”, “0 karbon politikası”, iş yerinde eşitlik gibi birçok alanda ilerleme kaydetmek isteyen şirketlerin yatırıma erişim olanağı yaratmaktadırlar.

Tüm bu teşviklerin yanı sıra Avrupa Birliğinde düzenlenmekte olan yeni yasa tasarılarıyla Avrupa menşeili şirketlere ek özen yükümlülüğü şartları getirilerek, bu özen yükümlülüklerinin yerine getirilmemesi durumunda yaptırımların uygulanacağına ilişkin düzenlemelere başlanmıştır. İlk olarak Almanya tarafından oluşturulan “Tedarik Zinciri Kanunu (Lieferkettengesetz)” kapsamında 1 Ocak 2023 tarihinden itibaren 3.000 ve daha fazla çalışanı olan (1 Ocak 2024 tarihinden itibaren bu zorunluluk 1.000 ve daha fazla çalışanı olan şirketler için de geçerlilik kazanacak) Alman Şirketlerinin ülke dışından tedarik ettikleri ürünlerin de AB standartlarında olması gerektiği aksi takdirde yaptırımlarla karşılaşılacağına ilişkin düzenlemeler hızla yaygınlaşmaktadır.

Mesela, Alman bir şirketin Brezilya’dan tedarik ettiği bir ürün her ne kadar Brezilya standartlarına göre uygun olsa da eğer AB standartlarını karşılayamadığı tespit edilirse (talep edilen karbon emisyonu sınırlarının üstünde üretim yapılması, eşit ücret ilkesine uyulmaması, gerekli raporlamaların yapılmaması vb.) Alman şirketin ihlalin niteliği ve ağırlığına göre 8 Milyon Euro’ya kadar, yıllık ortalama cirosu 400 Milyon Euro üzerinde olan şirketlere ise ortalama yıllık cirolarının yüzde 2’sine kadar ceza verilebilecektir. Para cezasının yanı sıra Almanya’da üç yıla kadar kamu ihalelerinden men edilmesine de karar verilebilecektir.

Bu düzenleme Avrupa Birliği ülkeleri için henüz yasalaşmamış olsa da artık başta Alman şirketler olmak üzere Avrupa menşeili şirketler çalışmak istedikleri yurt dışı şirketler hakkında bu konularda taahhüt alarak kendilerini güvence altına almak istemektedirler.

Avrupa Birliğindeki işletmeler bu gibi uyum riskleriyle karşılaşmak istemediklerinden Avrupa standartlarında üretim yapan şirketleri (kendileri için daha maliyeti olacak olmasına rağmen) tercih edeceklerdir.

Yeni düzenlemelerle birlikte her ne kadar üreticilere ek sorumluluklar yüklenmesine rağmen ihracatlarda istenen standartlara daha hızlı ulaşan şirketlerin rekabette öne geçme şansı ortaya çıkmıştır. Bu kapsamda Türkiye’de de yeni finansal destekler sağlanmaya çalışılmaktadır. KOSGEB tarafından, KOBİ’lere özel “Yeşil Sanayi Destek Programı” kapsamında “Sanayide Temiz ve Döngüsel Ekonomi” ile KOBİ’lerin çevresel sürdürülebilirlik, rekabet edebilirlik, yatırım fırsatları, dijitalleşme ve kaynak temininde kapasitelerinin geliştirilmesine ve öncelikli ihtiyaçlarının çevresel duyarlılık ve kaynak verimliliği olarak karşılanmasına katkıda bulunulması amaçlanmaktadır. Bu destek kapsamında şirket başına 4.000.000 TL’ye kadar finansal destek sağlanarak şirketlerin personel giderleri, yazılım giderleri, makine ve teçhizat gibi birçok alanda (belirlenen üst limitler kapsamında) Avrupa Birliği standartlarına yaklaşmaları amaçlanmaktadır. Bu gibi desteklerin ilerleyen günlerde uyum süreçlerinin hızlanabilmesi için çeşitlendirilmesi önemli hale gelecektir.

Oluşturulan fonlar ve yeni yatırım araçlarının yanı sıra yeni getirilen düzenlemeler ile hem şirketler için yatırım araçlarına ulaşmaları konularında çeşitlilik sağlanırken hem de yaptırımlar ile bu şirketlerin daha hızlı adım atmaları teşvik edilmektedir. Belirlenen şartların Türk şirketleri tarafından sağlanması durumunda hem ülke içindeki rekabette hem de uluslararası piyasada sürdürülebilir, insan ve çalışan haklarına uygun şekilde üretime geçilmesi durumunda yeni yatırımlar alabilmesine ek olarak çalışılmak istenen şirketler haline gelmeleri de firmaların kendine avantaj sağlayabilecekleri önemli bir alan haline gelmektedir.

Top