Dijital Pazarlarda Rekabet Hukukunun Yeni Sınırları: Dijital Çağda Rekabet Politikaları Çalışması ve Yapay Zekâ Sektör İncelemesi – Mehmet SALAN & Duruhan AYDINLI & Emre CİCOS

Giriş
Yapay zekâ ve dijitalleşme, yalnızca teknoloji sektörünü değil, ekonominin tüm katmanlarını dönüştürüyor. Filo yönetiminden ulaşıma, araç kiralama sektöründen lojistiğe kadar pek çok alanda rekabet koşulları da bu değişimden payını alıyor. Rekabet Kurumu (“Kurum”), Nisan 2026’nın ilk yarısında art arda iki önemli adımla bu dönüşümü yakından takip ettiğinin sinyalini verdi. İlk olarak 7 Nisan 2026’da yapay zekâ ekosistemine yönelik kapsamlı bir sektör incelemesinin, ardından 14 Nisan 2026’da ise dijital çağda rekabet politikalarına ilişkin bir çalışmanın başlatıldığı duyurulmuştur. Bu makalede her iki çalışma; kapsam, gerekçe ve olası çıktıları bakımından ele alınmaktadır.
- Dijital Çağda Rekabet Politikaları Çalışması
1.1. Çalışmanın Arka Planı
Kurum, çalışmanın hareket noktasını ortaya koyarken rekabet hukukuna geniş bir işlev atfetmektedir. Bu yaklaşıma göre rekabet hukuku, yalnızca sektörel bir denetim aracı değil, ekonomik sistemin etkin ve rekabete duyarlı biçimde işlemesini sağlayan temel bir hukuki altyapıdır. Yenilikçiliğin ve ekonomik büyümenin belirleyicilerinden birinin rekabet olduğu kabulünden hareket eden bu çerçeve, çalışmanın neden salt teknik bir envanter çıkarma çabasıyla sınırlı tutulamayacağını da açıklamaktadır.
Dijitalleşme ise bu tabloyu köklü biçimde değiştirmektedir. Dijital platformların artan rolü, veriye dayalı iş modellerinin yaygınlaşması ve büyük teknoloji şirketlerinin oluşturduğu ekosistemler; mevcut kuralların ve araçların yeniden değerlendirilmesini zorunlu kılmaktadır. Bir platformun kullanıcı sayısı arttıkça diğer kullanıcılar için de daha cazip hale gelmesi (ağ etkisi), ölçek ekonomisi ve çok taraflı platform yapıları; bazı teşebbüslerin kısa sürede kalıcı pazar gücü elde etmesine olanak tanımakta ve pazarın hızla belirli oyuncuların etrafında yoğunlaşmasına yol açabilmektedir.
Kurum, dijital pazarlara ilişkin bugüne kadar yürüttüğü araştırmalar, soruşturmalar ve aldığı kararlarla önemli bir deneyim biriktirmiştir. Başlatılan çalışma, bu deneyimi dağınık dosyalardan çıkarıp tutarlı bir bütüne dönüştürmeyi ve ileriye dönük bir politika çerçevesi oluşturmayı amaçlamaktadır.
1.2. Kapsam ve Beklenen Çıktı
Çalışma kapsamında dijital ekonominin küresel görünümü, dijital pazarlarda faaliyet gösteren teşebbüslerin konumu ve temel eğilimler ele alınacaktır. Ancak asıl mesele bunların ötesinde, mevcut araçların işe yarayıp yaramadığı ve yeni araçlara ihtiyaç duyulup duyulmadığıdır. Bu soruya yanıt, ex-ante (öncül) ve ex-post (ardıl) araçların karşılaştırmalı incelemesiyle aranacaktır.
Yaptırımlar, geçici tedbirler ve taahhüt mekanizmalarının dijital pazarlardaki etkinliği ayrıca değerlendirilecektir. Bu üçlü özellikle dikkat çekicidir; zira zararın soruşturma öncesinde gerçekleştiği ya da piyasanın hızla evrildiği durumlarda ardıl araçların sınırına gelinmektedir. Çalışmanın ex-ante düzenlemeleri gündemine alması, bu sınırın nerede başladığını tespit etmeye yöneliktir.
1.3. Ex-Ante/Ex-Post Tartışması ve Küresel Tablo
Rekabet hukukunun geleneksel işleyişi, çoğunlukla “önce ihlal, sonra müdahale” mantığına dayanır. Bir kural ihlali gerçekleşir, ardından soruşturma açılır ve ihlal kararı verilir. Bu döngü, sanayi çağı pazarları için makul biçimde işlese de dijital pazarlar bu denklemi kökten bozmaktadır.
Bir dijital platformun ağ etkilerini kullanarak hâkim konuma gelmesi ya da pazarı kilitleyen bir entegrasyonu hayata geçirmesi; yıllarca sürebilecek bir soruşturma sürecinden çok önce tamamlanmış olabilmektedir. Bu tabloya verilen küresel yanıt, ex-ante düzenleme arayışıdır. AB’nin Dijital Piyasalar Yasası kural temelli ve zorunlu yükümlülükler üzerine kuruluyken; Birleşik Krallık daha esnek ve vaka bazlı bir model benimsemektedir. Almanya ise mevcut rekabet hukuku araçlarını uyarlayarak karma bir çerçeve oluşturmuştur. Bu çeşitlilik, ex-ante düzenlemenin kendi içinde de tartışmalı olduğunu göstermektedir.
Türkiye bu tartışmanın dışında değildir. Kurum’un başlattığı çalışma, uluslararası gelişmeleri izlemenin ötesinde, bu ikilemler arasında Türkiye’ye özgü bir politika çerçevesi geliştirilmesine zemin hazırlamaktadır.
- Yapay Zekâ Ekosisteminde Sektör İncelemesi
2.1. Neden Yapay Zekâ, Neden Şimdi?
Rekabet Kurulu, 7 Nisan 2026’da yapay zekâ alanında kapsamlı bir sektör incelemesi başlatmıştır. Yapay zekâ artık yalnızca teknolojik bir yenilik değil, şirketlerin rekabet biçimini ve ekonominin işleyişini değiştiren bir araç olarak değerlendirilmektedir. Özellikle üretken yapay zekâ alanındaki hızlı gelişmeler, veri, hesaplama gücü ve büyük platformlar etrafında yeni bir rekabet ortamı yaratmakta ve bu ortamın kuralları henüz belirlenmektedir.
İncelemenin odak noktasını yapay zekâ değer zinciri oluşturmaktadır. Altyapıdan model geliştirmeye, oradan uygulamalara uzanan bu çok katmanlı yapıda; veri, bilgi işlem kapasitesi, teknik uzmanlık ve finansman gibi girdilere erişim belirleyici rol oynamaktadır. Bu kaynaklara erken erişen teşebbüslerin üretimden dağıtıma kadar tüm aşamalarda yer alan bütünleşik yapılar oluşturabilmesi ve yapay zekâ teknolojilerinin büyük platformların mevcut hizmetleriyle entegre edilmesinin kendini kayırma ve dışlama gibi davranışlara zemin hazırlayabilmesi, pazarın belirli oyuncular etrafında yoğunlaşma riskini artırmaktadır.
2.2. Kapsam ve Beklenen Çıktı
İnceleme kapsamında; temel modeller (ChatGPT, Claude, Gemini gibi) ekseninde ekosistemin nasıl şekillendiği, değer zinciri katmanları arasındaki ilişkiler, kritik girdilere erişim koşulları ve büyük teknoloji teşebbüsleri ile yenilikçi girişimler arasındaki etkileşimler analiz edilecektir. Beklenen çıktı, yapısal eğilimlerin ve potansiyel rekabet karşıtı risklerin erken aşamada tespit edilerek politika süreçlerine yön vermesidir. Yapay zekâ pazarları henüz olgunlaşma aşamasındayken bu risklerin haritalanması, Kurum’un piyasa yapısı şekillenmeden müdahale kapasitesini oluşturma kararlılığını ortaya koymaktadır.
Sonuç
Kurum’un Nisan 2026’da art arda attığı bu iki adım birlikte okunduğunda tablo nettir: “Dijital Çağda Rekabet Politikaları” çalışması mevcut araçların sınırlarını sınarken ex-ante düzenleme tartışmasını gündeme taşımakta; Yapay Zekâ Sektör İncelemesi ise bu tartışmayı henüz şekillenmekte olan bir ekosisteme taşımaktadır. Kurum, yalnızca ihlallere tepki veren değil, piyasa yapısını önceden okuyan bir otorite kimliğini pekiştirmektedir.
Bu iradenin kalıcı bir dönüşüme evrilip evrilmeyeceği, elbette çalışmaların somut çıktılarına ve bu çıktıların uygulamaya ne ölçüde yansıtılacağına bağlı olacaktır. Ancak şimdiden söylenebilecek olan şudur: Türk rekabet hukuku, dijital çağın gerektirdiği kavramsal ve kurumsal dönüşümü en azından gündemine almış bulunmaktadır. Filo yönetiminden araç kiralamaya, lojistikten ulaşıma kadar dijitalleşmenin etkisini her gün yaşayan sektörler için bu gelişmeleri yakından takip etmek, geleceğe hazırlıklı olmanın ilk adımıdır.
