Geleceğin Yolculuğu, Güçlü İş Birlikleriyle Şekillenecek – Yüce Auto (Škoda) Genel Müdürü Zafer BAŞAR
2026 yılı için dünya ve Türkiye ekonomisine ilişkin beklentileriniz neler? Kısa ve orta vadede otomotiv sektörüne dair öngörüleriniz nelerdir?
2025 yılı tüm dünyada sıkı mali politikaların uygulandığı bir dönem oldu. Bu dönemde uygulanan makroekonomik uygulamaların 2026 itibarıyla daha kalıcı sonuçlar üreteceğini öngörüyoruz. İç pazarda daha dengeli bir büyüme, finansmana erişimde daha seçici ama sürdürülebilir bir yapı, yeni dönemde otomotiv sektöründe başarıyı belirleyecek ana unsurlar olarak öne çıkıyor. Kısa vadede operasyonel verimlilik, maliyet yönetimi ve esneklik öne çıkarken; orta vadede elektrifikasyon, dijitalleşme ve mobilite odaklı iş modelleri sektörün ana dönüşüm eksenini oluşturacak. 2026’ya girerken filo ve kurumsal satışların pazardaki ağırlığının artacağını ve otomotiv markalarının artık sadece araç değil, bütünsel mobilite çözümleri sunan yapılar haline geleceğini öngörüyoruz.
2025 yılını hedeflerimize ulaştığımız bir sene olarak tamamlıyoruz. Bu yıl, artan SUV/EV talebi ile birlikte oldukça canlı bir pazar olarak geçiyor. 2026 yılında ise pazardaki mevcut momentumun korunması, ekonomik ortamın belirli bir istikrar içinde devam etmesi ve filolar ile bireysel talebin sürdürülebilir şekilde ilerlemesine göre 1.3 milyon seviyesine ulaşabileceğini düşünüyoruz.
Sürdürülebilirlik günümüzün önemli konularının başında geliyor. Bu bağlamda, fosil yakıtlı taşıtların yerini yakın zamanda çevre dostu taşıtlar alacak gibi görünüyor. Markalarınızın çevre dostu, dolayısıyla elektrikli araçlar konusundaki çalışmalarından bahseder misiniz?
Sürdürülebilirlik, Škoda için uzun vadeli bir dönüşüm yolculuğu. Elektrifikasyon bu yolculuğun en görünür adımı olmakla birlikte, sürdürülebilirliği yalnızca ürünler üzerinden değil, tüm değer zinciri boyunca ele alıyoruz. Üretimden lojistiğe, tedarik zincirinden satış sonrası hizmetlere kadar her aşamada çevresel etkimizi azaltmayı ve daha sorumlu bir mobilite anlayışı geliştirmeyi hedefliyoruz.
Elektrikli mobilitenin yalnızca belirli bir kullanıcı kitlesine değil, geniş kitlelere ulaşması gerektiğine inanıyoruz. Bu vizyon doğrultusunda, 2025 yılında Türkiye pazarına sunduğumuz tamamen elektrikli Škoda Elroq ve Enyaq modellerimiz, markamızın elektrifikasyon stratejisinin somut yansımaları olarak öne çıkıyor. Kısa sürede gördükleri ilgi, elektrikli araçlara yönelik talebin artık niş bir alan olmaktan çıktığını ve ana akım bir tercih haline geldiğini açıkça gösteriyor.
Türkiye pazarında elektrikli model sayımızı artırırken, kullanıcıların bu dönüşüme güvenle adım atabilmesini sağlayacak bütüncül çözümler sunmaya da odaklanıyoruz. Bu kapsamda devreye aldığımız mobil şarj araçları gibi destekleyici uygulamalar, elektrikli araç kullanımına dair altyapı ve erişim endişelerini azaltmayı amaçlıyor. Ayrıca elektrik dönüşümü adına 2025 yılı sonu itibarıyla 50’den fazla hizmet noktamızda 360 kW’lık hızlı şarj istasyonu altyapımızı tamamlamış olacağız. Amacımız, müşterilerimizin elektrikli mobiliteyi yalnızca çevreci değil, aynı zamanda pratik ve sürdürülebilir bir seçenek olarak görmesini sağlamak.
Özellikle filo müşterileri açısından düşük emisyon değerleri, uzun vadeli maliyet avantajı ve çevresel sorumluluk gibi konular daha önemli hale geliyor. Elroq ve Enyaq gibi elektrikli modellerimiz; düşük işletme maliyetleri, sessiz sürüş ve operasyonel verimlilik gibi avantajlarıyla filo kullanıcıları için güçlü bir alternatif oluşturuyor. Biz de bu beklentilere hem bugünün ihtiyaçlarını hem de yarının regülasyonlarını gözeten çözümlerle yanıt vererek, sürdürülebilir mobilitenin yaygınlaşmasına katkı sağlamaya devam ediyoruz.
İhtiyaç ve alışkanlıklarımızdaki değişime bağlı olarak dijitalleşme hayatımızın her alanında daha fazla yer alıyor. Dijitalleşme konusunda markanızın ne tür çalışmaları var?
Dijitalleşme, otomotiv sektöründe yalnızca teknolojik bir gelişme değil, müşteriyle kurulan ilişkinin yeniden tanımlanması anlamına geliyor. Yüce Auto-Škoda olarak dijitalleşmeyi, müşteri deneyimini sadeleştiren, hızlandıran, kişiselleştiren ve mükemmelleştiren stratejik bir dönüşüm alanı olarak görüyoruz.
İçinde bulunduğumuz dönemde Škoda’nın dijital deneyim yatırımları, marka için müşteri deneyimini yeniden tanımlayan önemli bir gelişme olarak öne çıkıyor. Yüce Auto-Škoda olarak, 2026 yılının ilk yarısı itibarıyla Türkiye genelindeki yetkili satıcı ve servis noktalarının dijitalleşmesi adına gerçekleştirdiğimiz yatırımları tamamlamış olacağız. Bu yeni nesil dijital showroomlar çerçevesinde, satış ve satın alma süreçlerini modern ve müşteri merkezli bir deneyimle geliştiriyoruz.
Filo ve kurumsal müşteriler için dijital çözümler bizim açımızdan ayrı bir önem taşıyor. Araçların operasyonel takibi, bakım süreçlerinin planlanması ve verimlilik analizleri gibi alanlarda dijital platformlar ciddi katma değer yaratıyor. Bu doğrultuda, dijital servis altyapımızı sürekli geliştirerek, müşterilerimizin operasyonlarını daha verimli ve öngörülebilir hale getirmeyi hedefliyoruz.
Operasyonel araç kiralama ve günlük araç kiralama firmalarına markalarınızın yaklaşımı ne şekildedir? Sunduğunuz hizmetlerden bahseder misiniz?
Operasyonel ve günlük araç kiralama firmaları, otomotiv ekosisteminin dönüşümünde stratejik bir rol üstleniyor. Bu segmentlerin beklentileri yalnızca ürün kalitesiyle sınırlı olmakla kalmıyor; operasyonel süreklilik, öngörülebilir maliyetler ve güçlü satış sonrası destek, en az araç kadar belirleyici hale geliyor. Kiralama sektörünün büyümesi ve dönüşümü, markaların bu beklentilere ne ölçüde bütüncül çözümler sunabildiğiyle doğrudan ilişkili.
Yüce Auto-Škoda olarak filo müşterilerimizi yalnızca bir satış kanalı olarak değil, uzun vadeli iş ortaklarımız olarak görüyoruz. Bu yaklaşım doğrultusunda; geniş ürün gamı, yüksek ikinci el değeri, yaygın servis ağı ve güçlü satış sonrası hizmet yapısıyla Yüce Auto-Škoda olarak kiralama firmalarının operasyonel ihtiyaçlarına uçtan uca çözümler sunuyoruz.
2025 yılı, bu stratejimizin sahadaki karşılığını gördüğümüz bir dönem oldu. Özellikle Octavia, Superb ve SUV modellerimizin filolar tarafından ilgi görmesi, markamızın dayanıklılık, düşük toplam sahip olma maliyeti ve kullanıcı memnuniyeti açısından güçlü bir konumda olduğunu bir kez daha ortaya koydu.
Araç seçiminden teslimata, bakım-onarım süreçlerinden hızlı parça tedariğine kadar tüm aşamalarda, kiralama firmalarının operasyonel verimliliğini destekleyen bir yaklaşım benimsiyoruz. Satış sonrası hizmetlerde sunduğumuz esnek servis çözümleri, yaygın yetkili servis ağımız ve hızlı müdahale kapasitemiz sayesinde filoların araç parklarını kesintisiz şekilde yönetebilmelerine katkı sağlıyoruz.
Uzun yıllardır etkin bir şekilde yer aldığımız operasyonel kiralama pazarında birçok referans müşterimizle bağımızın ne kadar güçlü ve derin olduğunu sergilemiş olduğumuz bütünsel yaklaşım sayesinde ikinci hatta üçüncü yenileme dönemlerinde bizimle devam etme arzularından net bir şekilde gözlemliyoruz.
Amacımız; yalnızca bugünün ihtiyaçlarına cevap vermek değil, iş ortaklarımızın değişen pazar koşullarına uyum sağlayarak geleceğe güvenle plan yapabilmesini sağlamak. Bu doğrultuda, kiralama sektöründeki iş birliklerimizi uzun vadeli, sürdürülebilir ve karşılıklı değer yaratan bir perspektifle geliştirmeye devam ediyoruz.

