cep müzik indir boğazda iftar Teknede düğün Teknede mezuniyet yemekli boğaz turu

Your browser (Internet Explorer 7 or lower) is out of date. It has known security flaws and may not display all features of this and other websites. Learn how to update your browser.

X

ODD Genel Koordinatörü – Dr. Hayri ERCE Röportajı

Salgının dünya ve Türkiye ekonomisine etkisi ne olacak? Salgın sonrası ekonomiye ilişkin toparlanma senaryoları neler?

İnsanoğlu var olduğundan beri değişmeyen iki şey; değişimin sürekliliği ve insanın yetkinliklerini kullanarak bu değişim ve dönüşüme hızla adapte olmasıdır.

Covid-19 pandemisi de içerisinde bulunduğumuz dönemde önümüze çıkan doğanın meydan okuması (challenge). Dünya, bu büyüklükte bir krizi 1929 Büyük Buhran ve 2. Dünya Savaşı’nda görmüştü.

Bu zorunlu değişim süreçleri tehditler yarattığı gibi yeni fırsatları da önümüze sunuyor.

Sosyal yaşamda çözülme yavaş olacak, bir miktar tortu kalacak ama insanın doğal ihtiyaçlarını da her zaman olduğu gibi devam ettirmesi gerekiyor.

Salgın ve sağlık tehdidi boyutunun aşı, ilaç gibi bilimsel tekniklerle aşılması sonrası ekonomide kısa vadede yaratacağı resesyon kaçınılmaz gibi görünüyor.

Ekonomiyle ilgili beklentiler için açıklanan IMF Dünya Ekonomik Görünüm Raporu’ndaki göstergeler elbette önemli.

IMF son açıkladığı büyüme tahminlerinin tamamını aşağı yönlü revize ederek Dünya için yüzde -3, Avrupa için yüzde -7,5, Amerika için yüzde -6,1 olarak açıkladı. 2008 krizi sonrası Merkez Bankaları para politikaları ile piyasalara yön verirken, bu sefer sıkıntı maliye politikaları ile aşılacak gibi görünüyor.

IMF, aynı raporda küresel büyüme tahminini toparlanma yılı olarak gördüğü 2021 için yüzde 5,8 olarak açıkladı. Raporda ABD’nin büyüme tahmini 2021 için yüzde 4,5, AB’nin büyüme tahmini 2021 için yüzde 4,7, gelişmekte olan ülkelerin büyüme tahminlerini ise 2021 için yüzde 6,6 olarak belirtti.

IMF, Dünya Ekonomik Görünümü Raporu’nda Türkiye’nin büyüme tahminini 2020 için yüzde -5, 2021 için ise yüzde 5 olarak açıkladı.

Önümüzdeki dönemde sağlık alanında gelişmeler ile beraber önce normal hayata dönüş, devamında para arzı ve düşük faiz ortamının bu toparlanmayı desteklemesi bekleniyor.

İnsanın temel talep ve ihtiyaçları çok değişim göstermemekle beraber, iş yapış modelleri, süreçleri değişim kaydediyor. Örneğin 2000’li yılların başında başlayan yaygın internet kullanımı hayatımızda bir çok değişim ve dönüşümü kazandırmakla beraber, barınma, beslenme, hareketlilik gibi temel ihtiyaçlarımız hala esas. Kovid – 19 pandemisi ile birlikte hayatımıza sağlıkla ilgili yeni parametreler girerken, dijital çözümler de bunlar arasında yer alacaktır.

Rutinler, seçimler, öncelikler ve endişeler ne şekilde değişti? Salgın sonrası bireylerin tutum ve davranışları ne yönde evrilecek? Sosyal yaşamda ne gibi değişiklikler olacak?

Kovid- 19 salgını kontrol altına alındığında süreç daha öngörülebilir bir hal alacak. Nelere etkisi olacağını ise çok iyi analiz etmek ve hem bireyler olarak hem firmalar olarak hazırlık yapmak gerekiyor. En başta;

  • Öncelikle devletlerin politikalarında önemli değişiklikler olacak ve korumacı politikalar artacaktır.
  • İnsanların talep ve beklentilerinde önemli değişimler,
  • Küresel ekonomik güç dağılımında ve küresel ticaret yapılarında büyük değişimler,
  • İş hayatında ve süreçlerde yenilikler, dijitalleşmenin çok daha yoğun kullanımı,
  • Yeni dönemde ihtiyaçlara paralel önemli teknolojik gelişmeler,
  • Toplum hayatında, insanların boş zamanlarını değerlendirme yöntemlerinde, buna paralel harcama tercihlerinde değişiklikler olarak sıralanabilir.

Küresel ekonomik sistemin değişmemesi mümkün görünmüyor. Yeni ekonomik düzen nasıl olacak? Küreselleşen ekonomiler ve ticaret her yönüyle gözden geçirilecek.

Salgın küresel boyutlarda olduğu için küresel ticaretin tüm sektörler yönünden çok yaygın olduğu ve hız kazandığı salgın öncesi dönemi düşünecek olursak, her bir ülkenin ekonomisindeki gelişmeler aynı zamanda küresel ekonominin genel gidişatına da bağlı olacaktır.

Salgın sonrası tüketici tutum ve davranışları ne yönde evrilecek? Hangi iş kolları ön plana çıkacak? İşletmeler bu değişime uyum sağlamak için ne tür stratejiler geliştirmeli?

Tüm iş süreçlerinde verimlilik artışı çok daha kritik önemde olacak. Bazı temel ihtiyaçlar küresel ticarette yavaşlamaya, ülkelerin kendi gıda ve sağlık ihtiyaçları bakımından bir süre içe dönmelerine yol açabilir. Örneğin tarım sektöründe ülkelerin kendi kendine yetebilmesi önemli hale gelecek.

Kovid-19 salgını sonrasında ülkelerin ekonomilerini canlandırmak amacıyla yapacağı yatırımlar, iklim değişikliğinin geleceği açısından da kilit rol oynayacak.

Sağlık sistemleri her ülkede gözden geçirilecek. Ülkeler için bir süre en önemli maliyet sağlık harcamaları olacak. Sağlık sisteminde yetersiz oldukları görülen ülkeler temel hakları göz önüne alarak önemli ve kalıcı yatırımlar yapmak zorunda kalacak.

Ekonomilere etki etmeye devam edecek olan pandemi kaynaklı sağlık parametresini iyi yönetebilen ülkelerin bu zorlu süreçten güçlenerek çıkacaklarını söylemek de mümkün.

Yaratacağı ekonomik hasarın toparlanması öncelikle özsermaye kayıplarının restorasyonunu gerektirir. Bu durum yeni yatırımları geciktirebilir. İş süreçleri yeniden gözden geçirilecek, tüketici hassasiyetleri ve beklentileri anlaşılmaya çalışılacak, verimlilik artışı için çabalar ön plana çıkacaktır. 5G ve dijitalleşme, süreç ve ihtiyaçlara paralel olarak hızlanacaktır.

Salgın sonrası tüketicinin mobilite tercihlerinde değişim yaşanacak mı? Salgın sonrası otomotiv ve araç kiralama dünyasını neler bekliyor?

Salgını en kısa sürede kontrol altına alabilen, yaşamlarını hızla yeni döneme adapte edebilen, iş süreçlerini bu faktörü göz önüne alarak düzenleyen, uzaktan çalışma ile yol kat eden, harekete geçen, süreçlerinde aldıkları önlemlerle üretebilen, ihraç edebilen ülkeler, salgının ekonomiye etkisini en aza indirgeyebilen ve elbette global ekonomi içerisindeki konumunu güçlendiren ülkeler olacaktır.

Ülke ekonomimiz ve sektörümüz yönünden durum değerlendirmesi yapacak olursak Dünyada üretim üslerinin yerlerinde değişiklikler olması mümkün. Ülkemiz bu anlamda her zaman olduğu gibi lojistik bir avantaja sahip. Çin’den üretimini başka ülkelere kaydırmak isteyen şirketler yatırımlarını kaydırırken kendi ülke menfaatlerinin yanı sıra elbette üretim maliyetlerine de önem veriyor olacak. Ayrıca eğitimli insan ve verimlilik göz önünde bulundurulmak zorunda.

Teknolojik imkanların kullanımı da artacaktır. Bu ve benzeri birçok ihtimal yeni fırsatlara yol açacak.

Salgının sektörümüzde ne gibi etkileri olacağına bakarsak; mobiliteyi bireyselleştirecek, araç paylaşım uygulamaları bazı geliştirme süreçleri nedeniyle daha sonraya kalacak, elektrifikasyonun yaygınlaşma tahminlerine göre gerçekleşmeler gecikebilir, araç sahipliği ön plana çıkabilir.

Kiralama sektörünü de olumlu etkileyeceği düşünülebilir. Elbette iş süreçleri herkes için gözden geçirilmek durumunda.

Top