cep müzik indir boğazda iftar Teknede düğün Teknede mezuniyet yemekli boğaz turu

Your browser (Internet Explorer 7 or lower) is out of date. It has known security flaws and may not display all features of this and other websites. Learn how to update your browser.

X

COVID-19 Salgını Sürecinde Haksız Piyasa Uygulamaları ile Mücadele – Seniha İrem AKIN & Fırat EĞRİLMEZ

Yeni koronavirüs salgını ile mücadele tüm dünyada devam ederken, pek çok ülke salgının sosyal ve ekonomik hayata ilişkin olumsuz etkilerini engellemek adına çeşitli önlemlere başvurmaktadır. Türkiye’de salgın sebebiyle ekonomik ve sosyal hayatta yaşanabilecek olumsuz etkilerin önlenmesi amacıyla, 17 Nisan 2020 tarihli ve 31102 sayılı Resmi Gazete’de “7244 sayılı Yeni Koronavirüs (COVID-19) Salgınının Ekonomik ve Sosyal Hayata Etkilerinin Azaltılması Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” (“7244 sayılı Kanun”) yayımlanmış ve bu kapsamda bir tedbir paketi benimsenmiştir.

7244 sayılı Kanun, salgının sosyal ve ekonomik düzen üzerindeki etkilerini zayıflatmayı amaçlayan çeşitli yenilikler ortaya koymakta ve anılan yenilikler, 6585 sayılı Perakende Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun’a (“Perakende Ticaret Kanunu”) ilişkin önemli değişiklikler öngörmektedir.

1. 7244 sayılı Kanun Hangi Değişiklikleri Öngörüyor?

7244 sayılı Kanun ile Perakende Ticaret Kanunu’nda gerçekleştirilen en önemli değişiklik, Perakende Ticaret Kanunu’na “Fahiş fiyat artışı, stokçuluk ve Haksız Fiyat Değerlendirme Kurulu” hususlarını düzenleyen Ek Madde 1’in eklenmesidir. Ek Madde 1 uyarınca; üretici, tedarikçi ve perakende işletmelerin fahiş fiyat artışları yapmaları yasaklanmaktadır. İlaveten, ilgili madde, pazarda faaliyet gösteren teşebbüslerin; piyasada darlık yaratıcı, piyasa dengesini ve serbest rekabeti bozucu faaliyetleri ile tüketicinin mallara ulaşmasını engelleyici faaliyetlerinin de önüne geçmektedir.

Ek Madde 1 kapsamında Perakende Ticaret Kanunu’na getirilen yeniliklerden biri de Haksız Fiyat Değerlendirme Kurulu’nun (“Kurul”) oluşturulmasıdır. 7244 sayılı Kanun’un 14. maddesi uyarınca Kurul’un oluşturulma amacının “fahiş fiyat artışı ve stokçuluk uygulamalarına yönelik düzenlemeler yapmak, gerektiğinde denetim ve incelemelerde bulunarak idari para cezası uygulamak ve her türlü tedbiri almak” olduğu belirtilmektedir. İlgili kanun değişikliği uyarınca, Kurul, on üç üyeden oluşacak ve Kurul’a, İç Ticaret Genel Müdürü (İç Ticaret Genel Müdürlüğü, T.C. Ticaret Bakanlığı [“Bakanlık”] altında faaliyet gösteren bir birimdir) başkanlık edecektir.

Üretici, tedarikçi ve perakende işletmelerin Ek Madde 1 kapsamında öngörülen kurallara aykırı davranmaları halinde, Kurul tarafından uygulanacak idari para cezaları, 7244 sayılı Kanun’un 13. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde düzenlenmiştir:

  • Fahiş fiyat artışına yönelik düzenlemenin ihlal edilmesi halinde; 10.000 Türk lirasından 100.000 Türk lirasına kadar.
  • Piyasada faaliyet gösteren teşebbüslerin piyasada darlık yaratıcı, piyasa dengesini ve serbest rekabeti bozucu veya tüketicinin mallara ulaşmasını engelleyici faaliyetlerde bulunduklarının tespit edilmesi halinde ise 50.000 Türk lirasından 500.000 Türk lirasına kadar.

2. Haksız Fiyat Değerlendirme Kurulu’nun Sahip Olduğu Yetkiler Rekabet Hukuku Açısından Ne Anlama Gelmektedir?

7244 sayılı Kanun ile yürürlüğe giren değişiklikler çerçevesinde Kurul’un sahip olduğu yetkiler ve bu yetkilerin hangi durumlarda uygulanacağı konularına ilişkin genel çerçeve çizilmiş olsa da yeni idari otoritenin yaptırım yetkisine ne sıklıkla başvuracağı henüz bilinmemektedir. 7244 sayılı Kanun’un yeni koronavirüs salgınının ekonomik ve sosyal hayata etkilerini azaltmayı amaçladığı dikkate alındığında; Kurul’un inceleme yapma, idari para cezası ve diğer gerekli yaptırımları uygulama yetkilerini pandemi süresince daha sık bir biçimde kullanacağı çıkarımında bulunulabilecektir. Öte yandan, 7244 sayılı Kanun kapsamında Kurul’un faaliyet süresini sınırlandıran herhangi bir hüküm bulunmadığı da dikkate alınmalıdır. Bu çerçevede, Perakende Ticaret Kanunu’ndaki değişiklikler, Kurul’un pandemi sonrası dönemde de faaliyetlerini sürdürmesini sağlayacak niteliktedir.

Haksız Fiyat Değerlendirme Kurulu’na tanınan yetkilerin rekabet hukuku ile etkileşimi konusundaki değerlendirmeler bakımından, Rekabet Kurumu’nun salgın sonrasında benimsediği tutum belirleyici önem taşımaktadır.

Rekabet Kurumu, 23 Mart 2020 tarihinde internet sitesinden yayımladığı duyuru(1) ile, salgın dönemindeki ekonomik koşulları, piyasalardaki rekabetçi yapının bozulmasına ve tüketici zararına neden olacak şekilde suistimal eden piyasa oyuncuları ile katı bir biçimde mücadele edeceğini kamuoyunun bilgisine sunmuştur. İlgili duyuruda, Rekabet Kurumu, özel olarak yaş meyve ve sebze pazarındaki teşebbüslere işaret ederek, salgın döneminde ilgili pazardaki fahiş fiyat artışlarının rekabet kurallarını ihlal edebileceğini vurgulamıştır:

“Küresel COVID-19 salgınının yaşandığı bugünlerde, yaş meyve ve sebze piyasası başta olmak üzere ülkemiz gıda piyasasında fırsatçı bir yaklaşımla fahiş fiyat artışları yapıldığı gözlenmektedir.

Tüketici refahını korumak ve etkin rekabet koşullarını bozan eylem ve işlemlerinin önüne geçmek üzere yetkilendirilmiş Rekabet Kurumu, söz konusu fiyat artışlarını ve bu artışa katkı sağlayan tüm aktörleri yakından takip etmektedir.

Bu kapsamda, yaş meyve ve sebze başta olmak üzere gıda piyasasında rekabeti bozucu eylemlerde bulunan kişi ve kurumlar (üretici, aracı, taşımacı, nihai satıcı gibi her türlü aktör) hakkında Rekabet Kanunu ile belirlenen en ağır idari para cezası uygulanacaktır.

Kamuoyuna duyurulur.”

Söz konusu duyuruyu takiben, 25.03.2020 tarihinde, Rekabet Kurulu Başkanı Birol Küle’nin konuyla ilgili basın açıklaması Rekabet Kurumu internet sitesinde yayınlanmıştır(2):

“Değerli Basın Mensupları,

Bugünlerde evde, işyerinde, sokakta, zihinlerimizde hepimizin tek bir konusu var. Küresel COVID-19 salgını, bu dalganın hayatımıza etkisi ve geleceğe dair yaşadığımız endişe. Bu süreçte başta sağlık çalışanlarımız olmak üzere kamu görevinde bulunan bizlerin en büyük görevi de bu salgının en az hasarla atlatılmasını temin etmek ve vatandaşlarımızın huzur ve güvenini korumak. Hastalığın Çin’de ortaya çıktığı ilk günden beri, Cumhurbaşkanımız önderliğinde kurumlarımız tam bir eşgüdüm içinde çalışıyor ve şükürler olsun çok başarılı gidiyoruz ve inşallah bu güven tesisini tüm kurumlar olarak sürdüreceğiz.

Bu süreçte devlet kurumlarımızın ve bizzat vatandaşlarımızın yanı sıra, özel sektörümüz, küçük esnafımız da milli birlik duygusuyla büyük fedakarlıklar yapıyor. Lakin beni rahatsız eden bir konu var ve maalesef bu konuda halen suistimaller devam ediyor. Biliyorsunuz 2 gün önce Rekabet Kurumu olarak bir açıklama yaptık. Yaş meyve ve sebze piyasası başta olmak üzere gıda piyasasında “nasıl olsa alacaklar” diye fırsatçı bir yaklaşımla fahiş zamlar yapanları en ağır şekilde cezalandıracağımızı ifade etmiştik. Anlaşılan bazı taraflarca bu uyarımız çok iyi algılanamadı. Biz her gün ürün bazında çiftçimizden son tüketiciye giden tedarik zincirinde fiyattaki değişimi izliyoruz. Tarlada, serada bir fiyat artışı yok, arzda bir azalma yok. Akaryakıt maliyeti mi arttı? Depolama masrafı mı arttı? İşgücü maliyeti mi arttı? Bunların hepsine cevabımız hayır. Demek ki arz değer zincirindeki aktörler ölçüsüz fiyat artışları yoluyla “yapay bir kıtlık” yaratıyorlar. Normal zamanlarda tahammül edemeyeceğimiz bu tür uygulamaları bu dönemde evleviyetle cezalandıracağımızı ve bu cezaların ve süreçlerin krizin şiddetiyle doğru orantılı olacağını bilmeliler.

Milletçe bir mücadele döneminden geçiyoruz. Biz büyük bir şevkle risk algımızı bastırarak gece gündüz çalışıyoruz; esnafımız, ticaret erbabımızın çoğu salgını durdurmak için dükkanını kapamak zorunda kaldı. Herkes fedakarlık yapıyor. Böyle bir dönemde alçakça fırsatçılık yapanlara, vatandaşlarımız zor durumdayken hiçbir ekonomik gerekçeye dayanmadan fahiş zamlar yapanlara göz yumarsak görevimizi yapmamış oluruz, bunun hesabını ilgililerden sormazsak biz hesap verememiş oluruz. Hem vatandaşımızın bize verdiği görevi savsaklamış oluruz hem de vicdanen bu yükün altında kalırız.

Yarın yapacağımız toplantıda (haftalık Kurul toplantımız) bu yaş meyve sebze fiyatlarıyla ilgili soruşturmamızı görüşüp karara bağlayacağız. Rekabet Kanunu kapsamında verilebilen cezalar çok açık. Ancak Kurul’un ceza oranıyla ilgili takdir hakkı var ve üst orandan bu cezalara hükmedebileceğimizi hatırlatmalıyım. Son aldığımız kararlar ile verdiğimiz yüz milyonlara çıkan cezalarımız var. Çok açık söylüyorum fırsatçıların gözünün yaşına bakmayacağız ve en ağır cezaları verip bu kişi ve teşebbüsleri kamu oyuna ilan etmekten ve böylece bir iktisadi aktörün belki en büyük varlığı olan saygınlığını da sorgulatmaktan imtina etmeyeceğiz. Bu zor günlerde “ne kazansam kardır” mantığı ile bakan bir yaklaşımı bu piyasada tutmanın da bir manası olmadığını düşünüyorum. İşini düzgün bir şekilde yapan, piyasaya arzı devam ettiren, hak ettiği karı elde eden kimseyle sorunumuz yok, ancak fırsatçılık yapanların kapısı elbet bugün ya da yarın çalınacak. Rekabet düzeninin yani piyasa düzeninin bu dönemde başarısızlığa uğramaması, çökmemesi için her şeyi yapacağız. Haberleri olsun.”

Anılan basın açıklamasında yaş meyve ve sebze sektörü başta olmak üzere, gıda sektöründe fiyatların ölçüsüz bir biçimde artırılması ve piyasada “yapay bir kıtlık” yaratılması gibi davranışlara işaret edilmekte ve salgın döneminde piyasalardaki rekabetçi yapının sekteye uğramasına neden olacak uygulamalar ile rekabet hukuku mevzuatı çerçevesinde mücadele edileceği ifade edilmektedir.

Mart ayında yayınlanan kamuoyu açıklamalarını takiben, Rekabet Kurumu, koronavirüs salgınından kaynaklanan ekonomik koşulları suistimal eden ve piyasadaki rekabetçi yapının bozulmasına sebep olabilecek davranışlarla mücadele etmek amacıyla adımlar atmıştır. Nitekim, Rekabet Kurulu’nun, koruyucu yüz maskesi ve perakende sektörlerine ilişkin olmak üzere iki ayrı inceleme başlattığı görülmektedir.

Bu kapsamda başlatılan önaraştırmalardan ilki, salgın nedeniyle yoğun talep gören ve toplumun her kesiminde ihtiyaç duyulan koruyucu yüz maskelerine ilişkindir. Rekabet Kurulu’nun 26.03.2020 tarihli kararı ile başlatılan önaraştırma kapsamında, koruyucu yüz maskesine ilişkin ithalat, ihracat, üretim ve perakende faaliyetlerinde bulunan teşebbüslere bilgi ve belge talepleri iletilmiştir.

Rekabet Kurulu tarafından salgın sürecinde başlatılan diğer önaraştırma ise perakende sektörüne yöneliktir. Perakende gıda ve temizlik ürünlerine ilişkin faaliyet gösteren teşebbüsler hakkında başlatılan önaraştırma neticesinde 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un (“Rekabet Kanunu”) ihlal edilip edilmediğinin belirlenmesi amacıyla, aralarında zincir marketlerin de bulunduğu 29 teşebbüs hakkında soruşturma başlatılmıştır.

Rekabet Kurumu’nun internet sitesinde yayınlanan duyuruda, soruşturmanın gıda ve temizlik/hijyen ürünlerinin üretimi ve ticareti alanında faaliyet gösteren teşebbüslerin fahiş fiyat artışları uygulamak suretiyle Rekabet Kanunu’nu ihlal etmiş olabilecekleri kanaati neticesinde başlatıldığı ifade edilmektedir(3):

“Rekabet Kurulu’nun 07.05.2020 tarihli toplantısında aldığı karara göre aralarında zincir marketlerin de bulunduğu 29 teşebbüs hakkında 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’u ihlal edip etmediklerinin belirlenmesi amacıyla soruşturma başlatıldı.

Hatırlanacağı üzere, Kurum, COVID-19 salgını başladığından beri fiyat artışları ve arz zincirindeki birtakım piyasa aksaklıklarına dair uyarılarda ve inceleme duyurularında bulunmuştu. Bu bağlamda, bugünkü Karar’ın yaklaşık bir ayı bulan bir süre zarfında yapılan analizlere göre gıda ve temizlik/hijyen ürünlerinin üretim ve ticareti ile iştigal eden teşebbüslerden bazılarının özellikle fahiş fiyat artışı davranışlarının rekabet hukukunu ihlal eder nitelikte olabileceğine dair ciddi ölçüde kanaate varıldığı anlaşılmaktadır.

Diğer taraftan, Kurul’un bu süreçteki yaklaşımından söz konusu soruşturmayı normal süreçlerden daha hızlı tamamlayacağı çıkarımı yapılabilir. Salgın sürecinin Ramazan ayı ile birleşmesinin de Kurul kararını tetikleyen faktörlerden biri olabileceği tahmini de yanlış olmayacaktır. Kurul’un ayrıca zincir marketlere ilişkin yürüyen bir sektör incelemesi olduğu da bilinmektedir.”

Duyuru’da ayrıca, Rekabet Kurulu’nca 07.05.2020 tarihinde başlatılan soruşturmanın, salgın döneminde benimsenen yaklaşım gereği normalde olduğundan daha kısa sürede tamamlanabileceği ifade edilmektedir.

Mart ayında yayınlanan duyurular ve akabinde koruyucu yüz maskesi ile gıda ve temizlik/hijyen ürünleri sektörlerinde faaliyet gösteren teşebbüsler hakkında başlatılan incelemeler, Rekabet Kurulu’nun salgın döneminde rekabet karşıtı davranışlarla mücadele konusunda aktif ve katı bir tutum sergilemekte olduğunu ortaya koymaktadır. Öte yandan, Haksız Fiyat Değerlendirme Kurulu’na tanınan yetkilerin, salgın sürecinin getirdiği ekonomik koşulları suistimal eden davranışlar ile mücadelede, Rekabet Kurumu’na kıyasla daha etkin bir mücadele ortaya koyabileceği anlaşılmaktadır.

Rekabet Kurumu, fahiş fiyat uygulamalarını, “aşırı fiyatlama” davranışı çerçevesinde incelemeye konu edebilmekte ve Rekabet Kanunu’nun 6. maddesi kapsamında anılan davranışlar hakkında idari para cezası uygulayabilmektedir. Ancak, aşırı fiyatlama (veya fahiş fiyatlama) neticesinde Rekabet Kanunu’nun 6. maddesi uyarınca idari para cezası uygulanabilmesi için, öncelikle fiyatlama davranışını gerçekleştiren teşebbüsün ilgili ürün pazarında “hakim durumda” olduğunun tespit edilmesi gerekmektedir.

Buna karşılık, Perakende Ticaret Kanunu’nda yapılan değişiklikler uyarınca, Haksız Fiyat Değerlendirme Kurulu’nun fahiş fiyat uygulamalarına ilişkin idari yaptırım uygulayabilmesi için inceleme konusu teşebbüsün hakim durumda olduğunu ortaya koymasına gerek görülmemektedir.

Benzer şekilde, Perakende Ticaret Kanunu’ndaki değişiklikler uyarınca yasaklanan “piyasada darlık yaratıcı, piyasa dengesini ve serbest rekabeti bozucu veya tüketicinin mallara ulaşmasını engelleyici” davranışlar hakkında Rekabet Kanunu’nun 4. maddesi uyarınca idari yaptırım uygulanabilmesi için, ilgili davranışların iki veya daha fazla teşebbüs arasındaki bir anlaşmadan, uyumlu eylemden veya bir teşebbüs birliği kararından kaynaklandığının ortaya konulması gerekmektedir. Bununla birlikte, Perakende Ticaret Kanunu’nun Ek Madde 1 hükmü uyarınca, Haksız Fiyat Değerlendirme Kurulu’nun “piyasada darlık yaratıcı, piyasa dengesini ve serbest rekabeti bozucu veya tüketicinin mallara ulaşmasını engelleyici” davranışlar hakkında idari yaptırım uygulayabilmesi için davranışın; anlaşma, uyumlu eylem veya teşebbüs birliği kararından kaynaklandığını ortaya koyması gerekmemektedir.

Dipnot:

(1)Lütfen bakınız: https://www.rekabet.gov.tr/tr/Guncel/kamuoyuna-duyuru-3b18d865266dea11811700505694b4c6. Son erişim tarihi 07.05.2020.

(2)Lütfen bakınız: https://www.rekabet.gov.tr/tr/Guncel/rekabet-kurumu-baskani-birol-kule-nin-ya-19def560896ee a11811700505694b4c6. Son erişim tarihi 07.05.2020.

(3)Lütfen bakınız: https://www.rekabet.gov.tr/tr/Guncel/aralarinda-zincir-marketlerin-de-bulundu-8828c79f5f90ea 11811a00505694b4c6. Son erişim tarihi 07.05.2020.

Top