cep müzik indir boğazda iftar Teknede düğün Teknede mezuniyet yemekli boğaz turu

Your browser (Internet Explorer 7 or lower) is out of date. It has known security flaws and may not display all features of this and other websites. Learn how to update your browser.

X

Ortaktan Alınan Borç, Hiç Kredi Olur Mu? – Aslı Gedik

Şirketin paraya ihtiyacı varsa, yeni yatırım yapacaksa, borcunu kapayacaksa, can simidi kimdir? Her derde deva “Ortaktır”. Hepimiz şirket finansal tablolarında ana ortağa borçlar kalemini görmeye alışkınız, peki ya bu konuşmalara? : “Ana ortağımız bize para verdi ama ödeme planını konuşmadık, paramız olduğunda ödeyeceğiz.”, “Aynı şartlarla kredi alsaydık, zaten piyasadan borçlanırdık.”

Şüphesiz ki, ana ortağın Türkiye Finansal Raporlama Standartları’na (TFRS) göre hazırlanacak konsolide finansal tablolarında bağlı ortaklık ile ana ortaklık arasındaki borç -alacak ilişkisi elimine edilecektir. Ancak hem bağlı ortaklığın, hem de ana ortağın bireysel finansal tablolarında bu işlemler muhasebeleştirilecektir.

Kredi mi, yoksa borcu verdim unuttum mu?

Grup içi kredilerin finansal tablolarda nasıl muhasebeleştirileceğinin ilk adımı, borcun kredi mi yoksa ana ortağın bir yatırımı mı olduğunun tespit edilmesidir. Eğer ki bu işlem “kredi işlemi” olarak tanımlanırsa, TFRS 9 Finansal Araçlar Standardı’na göre bağlı ortaklık bilançosunda finansal yükümlülük, ana ortaklıkta finansal alacak yazacaktır. İşlem “bağlı ortaklık, iştirak veya iş ortaklığına bir yatırım” olarak değerlendirilirse, ana ortak vermiş olduğu parayı sırasıyla TMS 27 (Türkiye Muhasebe Standartları 27) ve TMS 28 Standartları kapsamında muhasebeleştirilecek; bağlı ortak ise işlemi TMS 32’ye göre düzenleyecektir. Yani her kararımızın neticesi bizi bambaşka yollara, tutarlara ve farklı muhasebe standartlarına götürecektir.

Biz bu makalede bu işleme “kredi” diyeceğiz ve işletmenin itfa edilmiş maliyetten ölçme modelini benimsediği durumda ana ortakla, bağlı ortak arasındaki bu alışverişin finansal tablolardaki etkilerine bakacağız.

Kredinin faiz oranı piyasadan düşükse?

Diyelim ki, ana ortak işletmenize 10 milyon TL tutarında 3 yıl vadeli kredi verdi. Benzer kredi için piyasa faiz oranları yüzde 8 iken, işletmenin ana ortaktan sağlamış olduğu kredinin faiz oranı yüze 5 olsun. Vergi mevzuatı açısından doğuracağı riskleri bir tarafa bırakırsak, bu anlaşmanın TFRS finansal tablolara ilk günden etkisi olacaktır.

Finansal yükümlülükler ilk defa finansal tablolara alınırken gerçeğe uygun değerinden kaydedilir. Piyasa faiz oranlarından düşük veya faizsiz, uzun vadeli bir borcun veya alacağın gerçeğe uygun değeri, gelecekteki tüm nakit akışlarının, aynı kredi derecesine sahip benzer bir finansal aracın (para birimi, vade, faiz oranının türü ve diğer unsurlar açısından benzer) cari faiz oranından (oranlarından) indirgenerek bulunan bugünkü değeri üzerinden ölçülür. Bu durumda bizim kredinin ilk gün finansal tablolarda muhasebeleştirilecek tutarı 10 milyon TL’nin yüzde 8 piyasa faiz oranı ile indirgenmiş hali olacaktır. Kredinin piyasa faiz oranı ile indirgenmiş tutarı ile sözleşmedeki faiz oranından hesaplanacak tutarı arasındaki fark işlemin özüne göre, sermaye katılım payı (capital contribution), ana ortağa hizmet niteliğinde bir gelir veya belirli şartları sağladığında varlık olabilir. Genellikle grup içi kredi işlemlerinde bu farkın sermaye katılım payı olması daha kuvvetle muhtemeldir.

Kredinin ödeme vadesi yoksa?

İşletmenin ana ortaktan aldığı kredinin vadesinin olmaması, “ana ortağa borcumuzu paramız olunca ödeyeceğiz” açıklaması sıklıkla karşılaştığımız bir durumdur. Madem vadesi yok, o zaman bu gerçekten bir kredi midir, yoksa ana ortağın işletmeye bir yatırımı olarak düşünebilir mi? Eğer ki, sözleşme gereği ana ortak, işletmeden borcunu ödemesini istediğinde, bağlı ortaklık yükümlülüğünü yerine getirmekten kaçınmak için koşulsuz bir hakka sahip değilse, yani işletmenin “istersem ödemem” deme lüksü yoksa, maalesef bu işlem, bağlı ortaklık için bir finansal yükümlülük, ana ortak için de bir finansal alacaktır.

Bizim işletme ana ortaktan vadesiz, faizsiz, temiz 10 milyon TL borç alsa; ana ortak parayı “öde” dediğinde de, “ödemem ben, sen de kimsin” diyemediği ve sözleşmede de kendisine böyle bir hak tanınmadığı için finansal tablolarında aldığı parayı finansal yükümlülük yazacaktır. Malumunuz biraz önce bahsettiğimiz gibi finansal yükümlülükler ilk gün bilançoya gerçeğe uygun değerinden kaydedilir. Ancak bu işlemde borcun vadesi olmadığı için bilançoya kaydedeceğimiz tutar da 10 milyon TL olacaktır. Bilançoya kaydettik kaydetmesine de, vade olmayınca bu krediyi kısa vadeli mi sınıflandıracağız yoksa uzun vadeli mi, şimdi ayıkla pirincin taşını.

Her ne kadar işletme, ana ortağın borcunu hemen istemeyeceğini iddia etse de, bağlı ortaklığın raporlama tarihi itibarıyla borcun ödemesini bir yıl ve daha uzun süre erteleme hakkı yoksa, borç bilançoda kısa vadeli yükümlülük olarak sınıflandırılır. Bu da işletmenin finansal rasyolarını etkileyecek bir husustur.

Ana ortaktan yazı, altın değerinde

İşletmenin, ana ortaktan aldığı vadesiz krediyi finansal tablolarında kısa vadeli yükümlülük olarak sınıflandırmasındaki neden, bilanço tarihi itibarıyla borcu, 12 ay ve daha fazla erteleme hakkının olmamasıydı. Ancak bilanço tarihinden önce ana ortaktan alınacak hukuki geçerliliği olan, 12 ay ve daha uzun süreli olmak üzere borcun ifasını talep etmeyeceğine dair destekleyici bir yazı, işletmenin borcunu kısa vadeli yükümlülükten, uzun vadeliye sınıflamasına imkân tanıyacaktır. Bu noktada dikkat edilmesi gereken, alınacak yazının iyi niyet değil hukuki bağlayıcılıkta olması ve bilanço tarihinden önce verilmesidir. Bir diğer önemli husus da sözleşmedeki vade değişikliklerinin kredinin bilançodaki tutarını değiştirebileceği, hatta önemli bir değişiklik olarak tanımlanması durumunda yeni bir kredi olarak muhasebeleştirileceğidir.

Ana ortak alacağından vazgeçerse

Ana ortağın borcunu almaktan vazgeçtiği haberi gelse, şarkıdaki gibi “… ah ne güzel ne güzel seni sevmek, ah ne güzel ne güzel…” denmez de, ne denir. İşletme için yükümlülük doğuran olay ortadan kalktığında işlemin özüne göre bilançoda yer alan borç tutarı sermaye katkı payı veya gelir olarak muhasebeleştirilir. Ana ortak ve bağlı ortaklığın alacak borç ilişkisinde, ana ortağın vazgeçmiş olduğu alacağın işletme için sermaye katkı payı, ana ortak için de yatırım olarak değerlendirilmesi daha olasıdır.

Ben yazıyı ana ortaktan gelecek böyle güzel bir haberle bitirmek istedim, darısı sizin işletmenizin başına.

Top