cep müzik indir boğazda iftar Teknede düğün Teknede mezuniyet yemekli boğaz turu

Your browser (Internet Explorer 7 or lower) is out of date. It has known security flaws and may not display all features of this and other websites. Learn how to update your browser.

X

Yeni Tüketici Davranışları ve İş Modelleri Hayatımıza Girecek – İnan EKİCİ

Hepimizin bildiği gibi Aralık ayında Çin’de görülen koronavirüs (Covid-19), Mayıs itibarıyla 200 üzerinde ülkeye sıçramıştır. Dünya Sağlık Örgütü’nün verilerine göre vaka sayısı 4 milyona yaklaşmış, virüs nedeniyle hayatını kaybedenlerin sayısı 250 binin üzerindedir. Salgının kontrol altında tutulması için alınan önlemler hayatı her boyutuyla etkilemeye başladı. Ezberler bozuldu ve birçok alışkanlığımızı terk etmek, yeni alışkanlıklar edinmek durumunda kaldık. Salgının pandemiye dönüşmesinden sonraki bu ilk yazımda, durumun dünya ve Türkiye ekonomisine etkilerini, tüketici davranışlarına yansımasını, mobilite sektöründe yaratacağı değişimleri ve salgın sonrası ortaya çıkan yeni normal sürecinin risk ve fırsatlarını ele alacağım.

Dünyanın üretim merkezi Çin’deki karantina sonucu tedarik zincirinde bozulma ile başlayan süreçte, salgının bölgesel olmaktan çıkıp pandemiye dönüşmesi ile önce arz, sonra talepteki bozulma, rastlanmamış bir süreci tetikleyerek küresel ekonomi için dramatik bir durum yarattı. Fortune 1000 listesindeki şirketlerin yüzde 94’ünün faaliyetlerinin sekteye uğradığı açıklandı. Koronavirüs öncesi 2020 yılına dair yapılan tüm analizler, salgının getirdiği belirsizlikler ile birlikte anlamını yitirdi. Finansal kuruluşlar, salgının sona erme süresine bağlı olarak, dünya ekonomisine olan maliyetine ilişkin çeşitli senaryo ve simülasyonlar üzerinde çalışmaktadır. Bu senaryolar doğrultusunda küresel büyüme beklentilerinde negatif yönlü revizyonlar yapılmıştır. İyimser beklentilere göre dahi küresel ekonominin %3 ila 5 arasında bir daralma yaşayacağı, 2021 itibarıyla ekonomik büyüme geri gelse de kriz öncesi seviyelere 2022 yılından önce ulaşılamayacağı öngörülmektedir.

Ülke ekonomimiz de maalesef bu gelişmelerden etkilendi ve etkilenmeye devam ediyor. Analistler, pandemi öncesinde yüzde 5 ekonomik büyüme beklenen Türkiye’de bu yıl yüzde 3 ile 5 arasında daralma yaşanacağı, gelecek yıl ise yeniden büyümeye geçileceğini belirtmektedir. Türkiye ekonomisinde en son 2009 yılında yüzde 4,7 oranında bir daralma kaydedilmişti.

Otomotiv sektörü özelinde ise, beklentilerin çok ötesinde geçen Ocak ve Şubat aylarının etkisiyle yılın ilk çeyreğinde otomobil ve hafif ticari araç pazarı geçen yılın üzerinde kapandı. Pazar, ikinci yarısında önemli daralmanın yaşandığı Mart ayını dahi geçen yılın yüzde 1,6 üzerinde kapatırken, yılın ilk çeyreğinde geçen yıla göre yüzde 41’lik bir artış gösterdi. Otomotiv üretiminin neredeyse tamamen durması, talebin önemli ölçüde azalması ile pazar Nisan ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 14,6 daraldı.

Operasyonel araç kiralama sektörü ise, araç tedarik sıkıntısının etkisiyle, 2020’nin ilk çeyreğini yüzde 5 daralma ve 264 bin adetlik araç parkıyla kapattı. İlk çeyrekte 1,3 milyar TL’lik yatırım gerçekleşirken, 2019’un ilk çeyreğinde bu rakam 800 milyon TL idi. Covid-19 etkisi olmasaydı, sektör aynı pozitiflikle yatırımlarına devam edecekti. Mart ayına geldiğimizde, pandemi nedeniyle operasyonel araç kiralama müşterileri için yatırım kararlarını beklemeye alma süreci başladı. Şirket aracı kullanan bireyler, toplu taşıma kullanmak istemediklerinden ötürü araçları bırakmak istemiyor. Şirketler ise, faizin düştüğü dönemlerde çok uygun fiyata kiraladıkları araçları, işleri kısmen daralsa da, geçici bir durum olduğu inancıyla sözleşme süresinin bitmesine rağmen bırakmıyor. Bu çerçevede, pandemi çok uzamadığı sürece, uzun dönemli kiralamada ciddi bir sorunun oluşmayacağı yönünde bir izlenimimiz var. Sermaye ve kaynak ihtiyacına en fazla ihtiyaç duyulduğu bu günlerde operasyonel araç kiralama sektörü de şirketler için önemi daha da artan bir alternatif olmaya devam edecektir.

Günlük araç kiralama sektörü özelinde bir değerlendirme yaparsak, salgının daha fazla yayılmasının önüne geçmek için seyahatlerin kısıtlanması ve büyük şehirlerde hafta sonu sokağa çıkma yasağı uygulanması yönünde devletimiz haklı olarak kritik kararlar aldı. Böylece, mobilite ihtiyacı azaldı, uçuşlarda ve hava yolu yolcu sayılarında ciddi düşüş oldu. Bu zorunlu durum nedeniyle, bu verilere doğrudan bağımlı olan kısa dönem ve günlük araç kiralama iş hacminde Nisan ayında yüzde 50-60 oranında daralma meydana geldi. Sektör, salgının devam etmesi durumunda bu daralmanın daha da artacağı endişesini taşıyor. Amerika ve Avrupa’da kısa süreli kiralama taleplerinde yüzde 80 seviyelerinde düşüşler yaşanmaktadır.

Salgının kontrol altına alınması ve kontrollü yeni normale dönüşle beraber kısa dönem ve günlük araç kiralamada bugüne göre bir büyüme bekliyoruz. Tüketicide ulaşım ihtiyaçlarını günlük araç kiralamayla çözmek yönünde bir eğilim gözlemliyoruz. Bununla birlikte, yüksek sezondaki turizm beklentisinin Covid- 19 etkisi ile düşmüş olması ve kısa dönem, günlük araç kiralama sektörünün senelik cirosunu ağırlıklı olarak yüksek sezonda yapması nedeni ile salgının kontrol altına alınması çerçevesinde ekonomide düzelme yaşansa da bu sene daralma ile karşı karşıya olduğumuzu şu andan görebiliyoruz. Yüksek sezon yatırımlarımızı yapmadan pandeminin ortaya çıkmış olması ise sektörümüz açısından “hava yastığı” etkisi olarak değerlendirilebilir.

Bu zor dönemi iş dünyası için mümkün olduğunca kolaylaştırmak adına devletimiz çok çeşitli önlemler alıyor. Bunun bir örneği olarak, Covid-19 salgınından ve bu kapsamda alınan tedbirlerden doğrudan etkilenen mükelleflerin, Vergi Usul Kanunu’nun mücbir sebep hükümlerinden faydalandırılması hakkında düzenleme yapıldı, araç kiralama sektörü de mücbir sebep kapsamındaki sektörler arasına alındı. Mücbir sebep halinde olduğu kabul edilen mükelleflerle ilgili bazı vergi ödevleri ertelendi. Bu düzenleme elbette araç kiralama sektörü açısından olumludur.

Sektörümüze özel bazı hususlarda devletimizin desteğini almak adına TOKKDER olarak kısa dönem ve günlük kiralama ile operasyonel kiralama özelinde girişimlerimizi sürdürmekteyiz. Araç kiralama şirketlerinin havalimanlarındaki ofisleri için ödedikleri kira bedelleri ile işlerini sürdürmeleri mümkün değildir. Bu çerçevede, kira bedelleri ile tahakkuk eden diğer ödemelerde geçici bir süre yüzde 100 indirim yapılmasıyla ilgili girişimlerde bulunduk ve bulunmaya devam ediyoruz.

Görüyoruz ki, tüm dünyanın gündemine “Salgın Yönetimi” gibi bir kavram girmiştir. Küresel çapta bir salgınla mücadele ederken bir tek bireyin bile etki alanının ne kadar geniş olduğu anlaşılmıştır. Yeni normalleşme ile çeşitli kısıtlamaların devre dışı kalmasıyla, dünya ve ülkemiz için normalleşme yolunda tüm önlemler ve Salgın Yönetimi nezdinde önemli bir süreç yaşanacaktır. Bu süreç şimdiden iş yapış biçimimizi, çalışma modellerimizi ve ürün tasarımlarımızı yeniden düşünmemize, sorgulamamıza neden olmaktadır. Yeni tüketici davranışları ile iş modelleri hayatımıza girmeye başlamıştır. Temassız hizmetler, hijyen standartları, dijitalleşmenin yaşamımızın her alanına ve tüm kitlelere hızla penetre etmesi, hızlı karar alma ve iş yapış mekanizmalarının devreye alınması, kurumların, bireylerin ve iş ortaklıklarının sürdürülebilirliği, sadece müşteriye değil, müşterinin müşterisine odaklanma konuları gündemimize girmiştir. Tüm sektörlerin bu yeni modellerle ilgili hazırlıklarını yapmaları gerekmektedir. Salgın sonrası, bireylerin izole mobilite ihtiyacıyla, şehir içi ulaşımda toplu taşımaya ve şehirler arası yolculuklarda uçak, tren ve otobüs taşımacılığına olan talebin belirli bir yüzdesinin araç sahipliği, araç kiralama ve araç paylaşımına kayacağı düşünülmektedir. Bu durum otomotiv ve araç kiralama sektörüne pozitif etki edecektir ve negatif etkiyi azaltacak öneme sahip bir eğilim farklılığı yaratacak diyebiliriz. Kiralamada daha dijital bir dünya zaten hayata geçmeye başlamıştı. Firmalar daha az temasla, elektronik ortamda satın alma yapılabilen süreçleri tasarlıyordu. Yeni dünyada daha az fiziksel temas ve daha çok dijitalleşme olacak.

İyimser beklentilere göre dünyada ve Türkiye’de salgının Haziran ve Temmuz aylarında etkisini azaltması ile normalleşme sürecinin başlaması beklenmektedir. Ülkeler, salgınla etkin şekilde mücadele etmek için sosyal ve ekonomik önlemler alıyor. Mayıs ayı itibarıyla ülkemiz dahil birçok ülkede olumlu sinyaller başlamış olmakla birlikte, maksimum uyumla küresel mücadeleye destek olmalıyız. Umarım devletimizin ve toplumumuzun salgının yayılmasını engellemek için aldığı önlemler kısa zamanda etkisini gösterir ve bu badireyi en az zararla atlatabiliriz.

Bu zorlu süreci eş zamanlı öğrenip, yaşayıp, yönetirken; bir yandan da hayatın doğal akışı ve benliklerimize mühür gibi kazınmış olan milli ve manevi duygularımızı yaşamaya devam ediyoruz. 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü, 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı, Ramazan Ayı, Anneler Günü, Ramazan Bayramı, Babalar Günü bizleri uzaktan da olsa birleştiren, içimizdeki umutları tekrar tekrar yeşerten, iyi ki sahip olduğumuz milli ve manevi değerler…

Bu vesile ile milletimizin özgürlük umutlarının yeşerdiği, kurtuluş inancının ateşlendiği ve bağımsız bir geleceğe umutla bakmamızın sağlandığı gün olan 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’mızı kutluyor, bizlere bağımsız bir ülke armağan eden Mustafa Kemal Atatürk ve tüm şehitlerimizi saygıyla anıyorum.

Sevgi ve saygılarımla.

Top